Ben bu cendereden nasıl çıkarım!
Çok basit gibi gözüken ama gerçekte öyle olmayan önümüzde
4-5 bilinmeyenli bir denklem var. Liderlerin etrafındakilerin ego savaşları, rant
kavgaları, iktidar hevesinin o ruhlarda getirdiği derin cazibe ve hazzı, büyük kitlelerin
önünde alkışlanmak gibi sayısız sebepler var. Bu sebepleri uzun uzadıya başka
bir gün yazacağım. Fakat bugün iktidarın özellikle de Erdoğan’ın bu cendereden
nasıl çıkabileceği üzerine bir şeyler karalayacağım.
Gelin,eskiye dönelim
beyler!
Bilindiği gibi bu CBH sistemin en can alıcı noktası 50+1
barajı ve küçük partilerin oyuna dahil olması. Büyük partiler bu barajdan
dolayı yüzdelik olarak çok küçük partilere bir nevi mahkum olma,onlara
istemedikleri tavizleri vermek zorunda kalıyorlar. (Demokrasinin bu tavizler
olduğunu ayrıca söylemek isterim. Fakat büyük partiler bunu kendileri için kötü
gibi bir durum olarak görüyor) Bu yüzden küçük partilerin kıymeti özgül
ağırlıklarından daha yüksek ve revaçtalar. Bilindiği üzere 6’lı masanın kuruluş
amacı güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş ve güçlerin dağıtılması üzerine
kurulu. Yani işin özü eski sisteme dönmek istiyorlar. İşte burada, Erdoğan’ın
yandaşları hariç kaybetme olasılığının çok yüksek olduğunu herkes biliyor. Kendisi
de buradan toparlamayacağını(toparlayacağını düşünüyor) gördüğü an her zaman
yaptığı gibi pragmatik davranarak muhalefete gelin eski sisteme dönelim deme
olasılığı var. Burada biraz karizması çizilse de muhalefete karşı siyasi
üstünlüğü ele geçirir. Bildiğimiz ve tahmin ettiğimiz gibi seçimlerden çok
büyük yara alarak çıkacak olsa da birinci parti çıkmasını bekliyoruz. Seçimlere
parlamenter sistem ile gittiğimizde seçim sonrası oluşacak aritmetikte yanına
iyi partiyi alıp 35+20=%55’lik bir
temsil oranına sahip bir koalisyon ile güçlerin paylaşıldığı bir hükümet
kurulabilir. Erdoğan’ın 2022 yılının başına kadar iyi partiyi millet
ittifakından koparmak için baya çalıştığını biliyoruz fakat hamlelerinde şu ana
kadar bir başarı sağlayamadığı görülüyor. Özellikle cumhurla hareket etmek isteyen
Yavuz Ağarlioğlu ile Koray Aydın’ın tenzili rütbe ile görevlerinden alınması
Erdoğan’ın iyi parti ile irtibatını sağlayabilecek, ideolojik olarak cumhura
yakın isimlerin tasfiyesi onun adına bir istenmeyen bir durum oldu. Yandaşlarının
bu duruma çok büyük tepki vermesinden bunu anlayabilirsiniz.
Muhalefet açısından bakıldığında böyle bir teklif karşısında
ışık tutulmuş tavşana dönecekleri kesin. Beklemedikleri yerden gol yerler. Red
etseler kendilerini inkar edecekler etmeseler Erdoğan’ın önünü açmak
mecburiyetinde kalacaklar. Nereden bakarsan bak onlar için zor bir karar. Fakat
burada işin sarpa sardığı bir sorun var;
“Erdoğan için en zor
ve can alıcı soru bu kadar yetki ile güce alışmış, egosu çok şişmiş birisi
olarak bunlardan veya yetkilerinin bir kısmından vazgeçebilecek iradeyi
gösterebilecek mi gösteremeyecek mi?”
İyi parti olarak belirtmemin sebebi potansiyeli yüksek ve iktidar ile derin ideolojik ayrılıkları bulunmaması Erdoğan’ın tabanına böyle bir koalisyonu anlatmakta zorluk çekmeyecek olmasıdır. Buradaki tabana anlatma zorluğu çekecek olan ve siyasi riski yüksekte kalacak olan Akşener olur. Avantajı ise seçim sonrası olduğu için bu itibar kaybını göze alabilir. En önemlisi de MHP gibi bir ittifaktan öte icra makamında bulunan bir iyi partinin topluma kendini daha rahat anlatacağı, hizmet olarak ulaşacağı, kadrolarının ve teşkilatlarının ranta daha rahat uzanacağı bir durum söz konusu olabilir. Bu işin kılıfı da seçim sonrası bu tabloda her zaman hazır. “Ülkenin menfaatleri buna bizi mecbur kılıyor”. Bu senaryoda Erdoğan yine Cumhurbaşkanı olur fakat yetkilerinin yarısını kaybetmiş olarak. Hükümet kabinesi de iki parti arasında bölüşülür ve Başbakan Akşener icranın başında Erdoğan da yine en tepede 7 senelik CB olarak kalır. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı bittikten sonra da Akşener o makama yürür. Akşener için ikinci büyük soru, 2018’de CB olma hayaliyle Gül’ün adaylığını veto eden birisi olarak neden eline bu kadar yakın gelmiş bir seçimi Erdoğan’a hediye etsin? Şahsen bu zor bir soru. O da biliyor ki adaylık için yanıp tutuşan bir KK varken kendisinin ortak aday olarak o masadan çıkması zor. Eğer seçimi Erdoğan’ın tekrardan kazanacağını görürse ve devletin derin unsurlarından telkinlerin dozu da artarsa buna yok diyeceğini veya direnebileceğini çok zannetmiyorum.
MHP açısından baktığımızda böyle bir koalisyon oluşması
icabında iyi partinin altında kalacağını düşünerek MHP tekrardan muhalefet
saflarına geçmesi çok büyük olasılık. Ayrıca yaşının ilerlemesi sebebiyle
devlet beyin koltuğu bırakmasını da bekleyebiliriz. O koltuğun çok talibi
olduğunu biliyoruz. MHP’nin kurumsal bir hafızası var. Ne kadar düşük oy alırsa
alsın bütün milliyetçilerin ilk göz ağrısı olduğunu unutmayın. Ayrıca
seçimlerde ne kadar oy alacağını bilemediğimiz veya tahmin etmekte
zorlandığımız zafer partisini kuran Özdağ’ın da aklında, kafasında MHP genel
başkanlığı olduğunu düşünüyorum. Bunun için mücadele edecektir ve eğer nu
mücadeleyi kazanırsa partisini MHP saflarına katmaktan çekinmeyecektir. Devlet
bey sonrası MHP genel başkanlığı için Harun Öztürk ismine de dikkat edin derim.
Eyyy Kemal
Kılıçdaroğlu aday ol!
CHP liderinin tek amacı kendisini 6’lı masadan ortak aday
olarak çıkarmayı sağlamak. Ona yakın isimler ve gazeteciler harıl harıl adaylık
için çalışıyor. CHP’nin parti olarak adayı olmak ile 6’lı masanın ortak adayı
arasında bir fark var. Sebebi de şu, eğer KK sadece CHP’nin adayı olarak
çıkarsa diğer adaylarda kendi partilerinin adayı olarak çıkacaklar. Erdoğan
eğer Kılıçdaroğlu’nu o masadan ortak aday olarak çıkartırsa ilk turda olmasa
bile ikinci turda kazanabilir. Bunun için yoğun şekilde KK’nu adaylık konusunda
tahrik ediyor. Fakat tek ayaklı bir sayaç değil bu. Birden fazla ayağın olduğu
her birinin ayrı ayrı ikna edilmesi gerekiyor. Kazanmasının diğer bir ihtimali
de bu seçenek. Tabii ki burada ki engellerden biri de Akşener’in yanı sıra eski
yol, yeni siyasi rakip arkadaşlarının bu adaylığa karşı çıkacak olmalarıdır.
Eski yol arkadaşları aslında biraz istedikleri mevkileri alamamaktan buralara
geldiler. Bazı muhalif çevrelerde bu ikilinin masa içinde Truva atı olarak
görüldüğü ve hadlerinden fazla değer biçildiğini söyledikleri de su götürmez
bir gerçek. Fakat muhalefetin içindeki unsurlar iktidara gelmek için ve iktidar
bloğundan kaçan muhafazakar seçmenlerin bir kısmının buraya gideceğini
düşünerek bu iki partiyi yanlarında tuttukları görülüyor. Eğer kemal bey bu iki
partiye milletvekili kontenjanı konusunda cömert davranıp rüşvetin dozunu
arttırırsa bu ikiliyi belki adaylığına ikna edebilir.
Ekonomi Ekonomi
Ekonomi bitirdin beni!
Bunların dışında 3. yol Erdoğan için ekonomiyi kısmi bir
şekilde toparlamak veya iyi olacağına dair kendi ak parti seçmenine tutunacak
bir dal ve umut vermek, fakat en zoru da bu yol. (İnadından vazgeçmesini
beklemiyorum) ama önündeki bir seçenekte bu. Bunu nasıl yapabilir? Merkez
bankası başkanını yüksek düzeyli kamu yöneticileri listesinden çıkarmakla
başlayabilir. Bunun önemi başkanı göreve atar fakat görevden alamaz. Faiz
artışına gidebilir. Ekonomi yönetimini de tamamen piyasalara uygun bir ekip
getirip kısaca “klasik ekonomi yöntemlerine
dönüyoruz” açıklaması bile bir çok şeyi değiştirecektir. Buradaki ince
nüans da elindeki bir silahı vermek olacak. Buna şuanlık çok da hazır
olmadığını açıklamalarına bakarak anlayabiliyoruz. Bir diğer ihtimal savaş
senaryosu, şuan da ona çok ihtimal vermiyorum. Yani işin özü Erdoğan için bu cendereden çıkmanın birden fazla yolu var. Hangisini veya hangilerini deneyecek çok yakın bir gelecekte anlayacağız.
Kalın sağlıcakla…
Yorumlar
Yorum Gönder