2023'ün sıcağı
Yazıya başlarken şunu belirtmek isterim.Mümkün olduğunca objektif yazmaya
ve siyasi parametreleri düşünerek kaleme aldığımı söylemek isterim.Erdoğan’ın
2014 yılından başlayan Cumhurbaşkanlığı serüveninin yaklaşık olarak
8.yılına,Cumhurbaşkanlığı sisteminde ise 4.yılına giriyoruz.O günlerden bu
günlere gözümüzün önünden film şeridi gibi geçecek şekilde ülke öyle günler ve
olaylar yaşadı ki,toplumun bütün kesimlerinde artık derin bir yorgunluk
hali,hayata bakışlarda hissedilir bir şekilde mutsuzluk ve umutsuzluk göze
çarpıyor.Ekonomik sıkıntılar,gelen ağır sığınmacı sorunu ile demografinin
bozulma endişesi,darbe kalkışmaları,yargı operasyonları,iç savaş provaları gibi
halkın direkt etkilendiği sayısız olay yaşadık.
Erdoğan’ın iktidarını ve partisini bir insan ömrü
gibi düşündüğümüzde doğuşunu,büyümesini,olgunlaşmasını gördük ve yaşadık.Artık
son kalan aşamaya yavaş yavaş toplumun ve partisinin yadsınamaz sona yaklaştığı
ciddi derecede hissedilir olmuş durumda.Kendisi ve azalan seçmen
destekçileriyle kuyruğu ne kadar da dik tutmaya çalışsa da her yerden dökülen
sorunlar yığınını kapatamayacak bir noktaya gelmiş durumda.Bunda dünya
şartlarından kendi fizyolojik ve psikolojik yaşlanmasına,Türkiye gibi
yönetilmesi zor bir ülkeyi 20 yıl kesintisiz hükümet etmesine kadar bir çok
sebep var.
Şimdi son iki seçimin sonuçlarına bakarak,şartları da hesaba katarak
önümüzdeki seçiminde nasıl bir sonuç çıkacağına bakalım.
2014 seçimlerinde seçmen sayısı 55,6 milyon olduğu kullanılan oyun 41,2
milyon,geçerli oyun da 40,5 milyon olduğunu görüyoruz.Muhalif adayın düşük
profilli olması seçime katılımı düşürdüğünü görüyoruz.Önümüzdeki seçimde de
toplumun istemediği,toplum tarafından benimseyen bir adayın da gösterilmesi
durumunda katılımın %80'lerin altını görmesi olası bir durum olur.İnce bir
ayrıntı olarak da 2014 seçimlerinin 2017 referandumunun sonucuyla hemen hemen
aynı olduğunu görebilirsiniz.
2018 seçimlerine geldiğimizde Erdoğan 26 milyon oy
aldı.O günden bu güne kadar her şey aynı kalsa dahi,sisteme yeni giren genç
seçmen sayısında ekseriyet aleyhine olduğundan dolayı oyu otomatik olarak %50
altına zaten düşüyor.O gün seçmen sayısı 59 milyon,oy kullanan 50
milyondu.2023’te 64-65 milyon seçmen,oy kullanan sayısı da 55-56 milyon olur.26
milyon oydan hiç fire vermese %47-48 yapıyor.Yapacağı seçim politikası ve
ekonomisiyle birlikte %50’yi aşabilirdi.
Problem o 26 milyonun sabit durmaması.Oradan çok kaybı
oldu.2018’in parti anketleri hemen hemen hepsi Ak partiyi %40 üzeri
göstermişti.%42.5 aldı.Bugünkü ortalama anketlerin hemen hemen hepsi %30
bandında gösteriyor.6-7 milyona yakın oy kaybı var.Hem bunları kazanıp hem de
yeni gelenlerin yarısını alması lazım.Çok mümkün ve olası değil.Totalde
kazanması gereken oy rakamı 10 milyonu buluyor.Seçime 3 sene olsa
bunları kazanma ihtimali olabilir derdim ama şuan da kalan zamanda geriye
gidenlerin yarısını kazansa kendisi için iyi bile.Söylendiği gibi Erdoğan’ın seçmen havuzu
hiç bir zaman %60 veya %55 olmadı.En top noktası 2018 seçimleri ittifak oyu
%53,6 onun bile hepsini alamayıp %52,5’da kaldı.
Erdoğan'ın seçim çantasında neler var az
çok hepimiz tahmin ediyoruz.İlk olarak suriye'de bir operasyon(bu tür siyaset
üstü konular ne kadarda iç siyasette kullanılmaması söylense de Türkiye'de
kullanılır.)EYT'nin çıkarılması,genel af,öğrenci borçlarının affı,bedelli
askerlikte indirim,khklılara af,asgari ücrete,memura ve işçilere zam,kobilere
kredi enjeksiyonu,3600 ek gösterge,yerli doğalgazın sisteme verilmesi,yerli
otonun yollara çıkması gibi bir çok paketten oluşan halkın cebine ve milli
duygularına dokunacak icraatlar silsilesi göreceğimizden eminim.Bunların normal
şartlarda çok fayda sağlaması beklenirdi fakat genel olarak ekonominin çok kötü
durumda olması işleri çok zorlaştırıyor.Eğer Erdoğan ekonomiyi 2018 şartlarına
getirebilseydi bunların hepsi işe yarar yine seçilebilirdi.Fakat kalan bir sene
içerisinde öyle bir şeyin mümkün olmadığı ekonominin bir günde bozulamayacağı
gibi bir günde de düzelemeyeceği bu işlerden az çok anlayan herkes bilir.Bu
yüzden sebep karşısında Kılıçdaroğlu gibi ama 6'lı masanın ortak adayı olarak
çıkması durumunda seçilebilir.Zaten iktidar unsurlarının özellikle
kılıçdaroğlu'nu aday olarak istemelerinden bunu anlayabilirsiniz. Muhalefet
cephesinden baktığımızda şuan da görünen muhalefetin en büyük partisi olan CHP
nin genel başkanının adaylığı ön plana çıkmakta.Fakat Kılıçdaroğlunun 6’lı
masadan aday olarak çıkması bana göre çok zor gözüküyor.KK toplum nazarında
bagajı çok kötü olan birisi ve Erdoğan’ın rakibi olarak aday olduğunda Erdoğan’ın
kazanması beklenen bir aday.KK muhalefet bloğunda tek aday olduğunda seçime
katılım oranı 2014 seçimi gibi olabilir.%74'lere kadar düşmez fakat
%87-86’lardan %80’lere kadar düşer.Bu da Erdoğan’ın kazanmasını sağlayacak bir
durum.
İyi partiye gelince bugün Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekler gözükmesi bence aldatıcı(destekler gözükmesi de aslında muamma),asıl en büyük rahatsızlık o taban ve tarafta.Ellerine gelen fırsatı tepmek istemiyorlar ve herkesin yanıldığı ama üst taraftakilerin gayet iyi bildiği bu sistemde chpli biri CB olduğunda chp tek başına iktidar oldu demektir.Eğer eski sisteme geçilmezse ki o da biraz zor.Çünkü iyi parti unsurları chp ile başa baş olduklarını düşünüyorlar ki bence haklılar .Bu sebeplerden ötürü en büyük engel de Akşener olacaktır.Akşener’in çıkması kılıçdaroğlu’na göre daha yüksek görüyorum fakat bu durumda şuan da büyük bileşen CHP kadroları isyan edebilir bu yüzden onun işi de çok zor,o da çıkamayacaktır.Velhasıl o masadan uzlaşıyla bir aday çıkmayacak ve herkes kendi adayını ortaya çıkaracaktır.Davutoğlu ve Babacan kendileri risk alıp ya aday olacaklar ya da kendi içlerinden bir aday çıkartıp onu destekleme yoluna gidecekler.Babacanın kendisinin aday olma gibi bir düşüncesi olmadığını ve gülü göstermek istediğini herkes biliyor.Fakat Gül aday olmaya yanaşmayıp ortak bir adayda çıkmazsa iş başa düştü demek zorunda kalıp aday olabilir.Davutoğlunun aday olmak istediği biliniyor.Fakat hiç bir şansının da olmadığı biliniyor.Ez cümle bu iki adayda o masadan çıkamaz. Gültekin uysal ise Akşenere yakın biri olarak onun adaylığını destekleme ihtimali çok yüksek.Fakat partisinin siyasi arena da fazla ağırlığı olmaması bir handikap olarak duruyor.Hdp'ye gelince onlarda ilk turda kendi adaylarını gösterecektir.Büyük ihtimal adayları %7-8 bandında ve partinin oyundan düşük bir oy alacaktır.İkinci tura kalan bir seçimde seçmenin %80'nin Erdoğan'ın karşısındaki adaya vereceğini düşünmek çok yanlış olmayacaktır.Muhalefet unsurları iktidara giden yolda hdp'ye haddinden fazla önem ve kilit rol atfederek yanlış yapıyorlar.Sebebi basit hdp seçmeni eli mahkum erdoğan karşısındaki adaya verecek.Senin için asıl karşı bloktan oy alman lazım ki sana etkisi 2X olsun.Hem karşı tarafı zayıflatıyorsun hem de kendin oy kazanıyorsun.Hdp seçmeni senin için böyle bir durumda değil.Düşünülenin aksine muhalefet için hdp ne kadar siyasi yakıcı bir mesele olsa da iktidar içinde aynı durum var.
Bugünlerde ortak aday mevzusu daha cazip ve yakın gözükse de seçim mahaline yakın muhalefet seçimin ikinci tura kalacağını düşünerek çok adaylı bir yarışa girmesi ortak adaya göre daha olası olacaktır.Hatta size garip gelebilir ama ilk tur için Kılıçdaroğlulu,Akşenerli,Yavaşlı,İmamoğlulu,Babacanlı bir muhalif liderler yarışı izleyebiliriz.Bu kadar çok liderin yarıştığı yerde seçenek çok olmasından dolayı seçim ikinci tura kalır.Büyük ihtimalle anadoluda da karşılığı olan Yavaş ve Erdoğan ikinci turu izleriz.Kazanan da Yavaş olur.Eğer 2 belediye başkanının aday olmadığı sadece parti liderlerinin olduğu bir yarış izlediğimizde de seçimin yine ikinci tura kalacağı fakat Kılıçdaroğlu yerine Akşener’in ikinci tura kalacağı ve kazanacağı bir yarış olur.2014 yılındaki gibi üç kişinin yarıştığı,Erdoğan,Kılıçdaroğlu ve 3. bir adayın olduğu seçim izlememiz bana çok olası gelmiyor.Bundan mütevellit yakın dönemde özellikle yaz sonrası bir çok şeyin belli olacağı bir döneme giriyoruz.Bir sonraki yazımda CBH sistemini yazmayı düşünüyorum.
Kalın sağlıcakla...
Yorumlar
Yorum Gönder