54 Yıllık Rüya: Cumhurbaşkanlığı

 Uzun zaman önce taslağını yazdığım fakat bir türlü bitiremediğim bu yazıyı yeni bitirme fırsatı buldum. Türkiye’de hep tartışma konusu olan Milliyetçi camia ve onun sahne çıkmaya hazırlanan  adayı Mansur Yavaş üzerine bir şeyler karalamaya çalıştım.



Aşağıda Metropol Araştırma’nın Kasım 2020 yılında yaptığı çalışmayı göreceksiniz. Grafikte görüldüğü gibi Türk toplumunda kendini milliyetçi olarak tanımlayan %21’lik bir kesim var. Yaklaşık %5’e yakında Kemalist cenahın içindeki milliyetçileri duyguları ağır basan insanları kattığımızda milliyetçi partilerin toplam tabanının %25 ve üzerine çıktığını görebiliriz. Tabii ki, tek bir milliyetçi partinin bu oyu alması zor. Fakat muhtevasında milliyetçilik bulunan, o kökenden gelen, kadrolarında milliyetçi tabandan insanlar bulunan bu partilerin böyle bir toplumsal tabana bu dönemde sahip olması, 2016 yılındaki darbe sonrası süreç ve konjonktürle birebir ilintili.


Bundan tam 24 sene önce, MHP genel seçimlerde %18 gibi bir oy alarak, tarihindeki en yüksek oyu almış, ikinci parti olmuş ve iktidar ortağı olarak hükümette yer almıştı. O güne kadar Milliyetçi camianın tarihinde bu kadar yüksek bir oy oranı yakalanamamıştı. Bunda ideoloji partisi olmanın ve dar bir toplumsal kesime hitap etmenin de çok etkisi var. Kurucu lider Alparslan Türkeş’in liderliğinde milliyetçiliğin partileştiği tarih 1969 yılından, yani MHP’nin kuruluşundan itibaren alırsak 54 yıl geçmiş. Milliyetçi, ülkücü camianın bu 54 yılda, ne Başbakan ne de Cumhurbaşkanı çıkaramadığını görüyoruz. Diğer siyasi mahallelere baktığımızda, İslamcıların birden fazla Başbakan ve Cumhurbaşkanı, “Necmettin Erbakan, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan gibi” Sol ve Kemalist cenahın Ecevit ile birden fazla kez Başbakanlık merkez sağcıların "Süleyman Demirel, Turgut Özal, Adnan Menderes, Mesut Yılmaz" gibi pek çok kez Başbakan ve Cumhurbaşkanı çıkardığını göreceksiniz. Tarihimizde salt milliyetçi kökenden gelip Cumhurbaşkanı veyahut Başbakan olan hiç kimse yok. Türk milliyetçiliğinin partisi addedilen MHP’nin toplumun bütün kesimlerinde karşılık bulmadığı, bulamadığı aşikar. Çok garip bir durum da değil. 



Fakat örneğin 1995 genel seçimlerinde marjinal İslamcıların %21 ile başbakan çıkardığını düşündüğümüzde, bu durum onlar açısından geçmiş yılların muhasebesi yapıldığında sorgulanması gereken bir nokta olduğunu düşünüyorum. Karizmatik lider çıkarma konusunda zayıf oldukları gözüküyor.

Ayrıca büyümenin önünde ideolojik sert barajlar olduğunu görüp aksiyon alamamaları da, diğer bir zayıf noktaları.

Bugün Cumhurbaşkanı olan Erdoğan bile salt İslamcılık ile bu kadar büyük kitlelere ulaşmasının, ulaşılmasının mümkün olmadığını kendi hocasından görüp farklı bir yol izlediğinden anlayabilirsiniz.( Milli görüş gömleğini çıkardık)Türk milliyetçiliği devletin bürokratik kadrolarında kendine yer bulabilir. Fakat tek başına iktidar olabilmek, büyümek için daha fazlası gerekir. Eğer çok uzun yıllara dayanan bir siyasi partiysen devletin en üst kurumunu hedeflemen, Türkiye'yi yönetmeye talip olman gerekir. Siyasi partilerin asli amacı zaten budur.

Bugün ne ilginçtir ki, Türkiye’nin en kudretli koltuğu haline gelen Cumhurbaşkanlığı makamına en fazla toplumsal desteğin, geçmişi ülkücü geleneğin tam içlerinden gelen bir ismin( Mansur Yavaş) olması Türk siyasetindeki çarpıcı dönüşümün göstergesi.  Milliyetçi camianın kendi mahallelerinden gelen bir ismin, Türkiye’nin en kudretli makamında görmek, onlar için büyük bir anlam ifade ediyor. Nasıl etmesin ki? Her siyasi mahallenin o makamlara temsilcileri ulaşmışken onlardan bugüne kadar herhangi bir liderin veya temsilcilerinin, o cenahtan yetişmiş birisi ulaşamamış. 


Mansur Yavaş bugün CHP’den belediye başkanı seçilmiş olsa bile ideolojik ve zihinsel olarak hala ülkücü ve sert devletçi. Fırtınalı ideolojik savaşların yaşandığı yıllardan sonra bir çok şey öğrenmiş ve görmüştür. İnsanlar yaşlandıkça olgunlaşır ve fikirsel olarak daha genleşirler. Örnek mi? 70’lerin 80’lerin hızlı solcularının bugün tam tersi istikamette bulunmaları gibi. 

Zaten klasik ülkücü mantığı ile bu ülkeyi yönetemezsin. Mutlaka kendini geniş kesimlere açman gerekir. Milliyetçi kökenden gelmiş olması devlet ve millet adına iyi olabilir fakat Türkiye’yi yönetmek için daha fazlası da lazım olduğu aşikar bir gerçek. 

Yavaş’tan Erdoğan vari bir liderlik bekleyenler büyük hayal kırıklığı yaşayabilirler. Ne manada diyorum bunu? Masaya yumruğunu vuran sert lider Yavaş’ın kişiliğinde olan bir şey değil. Muhtevası daha yumuşak ve bürokrat tarzı olduğunu görebilirsiniz. Bunun için Erdoğan tarzı bir liderlik ondan beklemek hayal olur. Türkiye Erdoğan tarzı bir liderliğe alıştığı için muhalif cenahta kendi potansiyel lider adaylarından bunu bekliyor. Bu tarza uyan var(Ekrem İmamoğlu gibi) uymayan(Mansur Yavaş gibi) var. Bu yüzden kişilerden beklentiler kişilerin özellikleri yok sayılarak, onlardan olamayacakları pozisyonları istemek bizi yanlış sonuca ve hüsrana götürür.


İlk kez tarih, milliyetçi camiaya, o makama kendi mahallesinden yetişmiş birini gönderme fırsatı vermişken, talih bu kez onların yanında olacak mı göreceğiz. Bugüne kadar Yavaş’ın eğer Cumhurbaşkanı adayı olup, seçilirse Türkiye’yi nasıl yönetir sorunu cevaplamamıştım. Bir sonraki yazımda bunun üzerine yazacağım.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Siyasette 2+2=4 etmez!

2023'ün sıcağı